‘Türkiye sağlıkta 5’te 1 daha ucuz’

İŞ hayatına bundan 52 yıl önce Gaziantep’te matematik öğretmenliği yaparak başlayan Bekir Okan, şimdi eğitimden sanayiye, enerjiden sağlığa farklı sektörlerde faaliyet gösteren Okan Holding’in patronu. İki yıl sonra 75 yaşına girdiğinde işleri çocuklarına bırakıp, emekli olmayı hayal etse de Okan, hâlâ gruptaki her konuyu bizzat takip ediyor. En çok vaktini harcadığı sektör ise, para kazanmadığı hatta ‘cepten yiyor’ dediği eğitim. Bekir Okan’a göre Türkiye eğitim ve sağlıkta çekim merkezi olma yolunda gidiyor. Her iki sektörde de hem kalite hem de ucuzluk aynı anda yakalanmış durumda. Okan, “Üniversiteler Avrupa ve Amerika’daki okulların 3’te 1’i, hastaneler ise 5’te 1 fiyatında. Ama Türkiye’nin tercih edilmesinin tek sebebi ucuz olması değil. İstanbul başlı başına bir marka ve öğrenciler üniversite hayatını burada yaşamak istiyor. Eğitim kalitesi oldukça yüksek” diyor. Okan’ın üniversitesi ve grup hastanelerinde yönetimi kızına; inşaat, turizm ve enerji sektörlerinde ise oğullarına bırakma planı var. Bekir Okan ve veliahtı Işıl Okan Gülen ile grubun yeni dönem stratejilerini konuştuk. 

– Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna günler kaldı. Sonucun iş dünyası için pozitif veya negatif etkileri olacağını düşünüyor musunuz?

Bekir Okan: Ben 52 yıllık iş hayatımda ileriye hep umutla baktım. Şimdiki gençler çok zorluklar yaşamadı. Ben bu yaşıma kadar 12 tane ekonomik kriz gördüm. Seçimden sonra tahminimce biraz dolar artabilir. Bazı ekonomik sorunlar var ama Türkiye’nin geleceğine ilişkin karamsarlığa kapılmaya gerek yok. Her şeyle baş edecek gücümüz var.

SAKIP AĞA’NIN DEDİĞİNE GELDİM

– Siz grup olarak hem yurtiçi hem yurtdışında faaliyet gösteriyorsunuz. Neler var şu anda Okan Holding bünyesinde?

Kazakistan’da ciddi yatırımlarımız var. Miami’de büyük proje yapıyoruz, üniversitemiz ve 250 yataklı araştırma uygulaması hastanemiz var. Onun dışında iki diş hastanemiz, bir de tıp merkezimiz bulunuyor. Turizm sektöründe de Antalya’daki Club Marco Polo otelimizle faaliyet gösteriyoruz.

– Kazakistan’da neler yapıyorsunuz, o coğrafyada başka yatırım planınız var mı?

Makarna ve Sultan bisküvi- çikolata fabrikamız var. Makarnada Rusya da dahil olmak üzere bölgenin en büyük kapasitesi bizim. Ayda 5 bin ton makarna üretiyoruz. Kırgızistan’a, Rusya’ya, Çin’e makarna gönderiyoruz. Rahmetli Sakıp Sabancı yakın dostumdu. Yıllar önce Kazakistan’a ilk yatırım yaptığım yıllarda Cumhurbaşkanı bana, ‘Koç’uda getir, Sabancı’yı da getir’ diye ricada bulunmuştu. Sakıp Ağa’ya gittim, ‘Gel bir gidelim, benim misafirim ol. Gör oraları’ dedim. Bana ‘Yok ağam, benim gözüm, yönüm batıya dönük. Ben batının dışında başka bir yere gitmem’’ demişti. Şimdi biz de yıllar sonra o noktaya geldik.

– Turizmde büyüme hedefiniz var mı?

Marco Polo’yu geliştiriyoruz, 6-7 milyon dolarlık bir yatırımla bir üst sınıfa çıkartıyoruz, mutfağı, restorarı ve odaları yeniledik. Otelin yanına da deniz, orman ve dağın birleştiği bir lokasyonda 50 tane havuzlu villa yapıyoruz. 23 tanesini bitirdik. Tek bir ağaç bile kesmedik. Hatta birkaç ağacı da odaların içinden çıkarttık. Kalanları da diğer sezona yetiştireceğiz.

– Bu seneye dair turizmde beklentiler oldukça yüksek. Sizde durum nasıl?

Türkiye hem cennet hem çok ucuz. Şimdi gidin Avrupa’ya, Amerika’ya bir oda bir gece minimum 400-500 dolar. Bizde bu yaz gecelik fiyat 160 Euro. Ama içinde 7 öğün yemek var. Hem dünya cenneti bir yerdesin hem de her şey dahil tatil yapıyorsun. Türkiye çok ucuz maalesef. Bunun mutlaka düzeltilmesi lazım. Tabii ki rezervasyonlar çok iyi. Haziran tamamen dolu.

AMERİKA’DA YATIRIMA DEVAM

– Işıl Hanım, siz ikinci kuşak olarak grubun geleceğine dair nasıl bir resim çiziyorsunuz?

Işıl Okan: Biz dengeli gitmeyi tercih ediyoruz. Yüzümüzü batıya döndük. Türkiye’deki yatırımlarımız devam edecek ama Amerika’da da büyüyeceğiz. Ailece Miami’yle ayrı bir bağımız var. Daha önce turist olarak veya eğitim için gittiğimiz yer artık ikinci evimiz gibi oldu. Ve şu anda orada hızlanan bir inşaat, yapılaşma potansiyeli var. Farklı projelerle orada olmaya devam edeceğiz. 10-15 villalık küçük siteler yapabiliriz. 

“Bütün iş insanlarına ‘bir yurt yapın, bir okul açın veya hastane yapın’ diyorum. Öbür dünyaya kimse bir şey götürebilmiş mi? Eğitim işinin inanılmaz manevi bir yanı var. Uçağa biniyorum, pilot anons yapıyor; ‘Sayın Okan hoş geldiniz. Ben sizin öğrencinizdim’. Bu büyük mutluluk. ‘Birilerinin hayatına dokunabilmişim’ diyorsunuz. Bu maddiyattan çok daha kıymetli. Temkinli bir grubuz, genel olarak hızlı veya aşırı büyüme derdinde değiliz. Aile şirketlerinin genelde uzun soluklu olmadığının farkındayız. Daha kurumsal bir yapıya kavuşmak için bir aile anayasası da hazırlıyoruz. Çalışmayan maaş almıyor, kimse patronun kızıyım, oğluyum diye bir konuma getirilmiyor.”

İNŞAATTAN KAZANIP EĞİTİME YATIRIYORUZ

– Üniversite kurma fikri nasıl doğdu, karlı bir iş mi bu?

B.O.: Biz Türkiye’de doğduk, büyüdük, eğitim aldık, para kazandık. Türkiye’ye bir şeyler de vermemiz lazım. Bu sektöre ülkeme katkı sağlamak için girdim. Bence de çılgın bir proje ama çok keyif alıyorum. En çok vaktim burada geçiriyor. Ama eğitimden para kazanmak mümkün değil. Parayı inşaattan kazanıp eğitime harcıyoruz. Şimdi Mahmutbey’de 120 dairelik bir proje yapıyoruz. Oradan para kazanacağız.  

PANDEMİDE MIAMI’NİN POPÜLARİTESİ ARTTI 

– Miami’deki yatırımınız biraz uzadı mı?

B.O.: Bu 400 milyon dolar yatırım değeri olan çok büyük bir proje. Hatta Türkiye’den bir tek firmanın Amerika’da yaptığı en büyük proje. İçinde 320 odalı bir Hilton Oteli, 12 katlı otoparkı, 4 kat ofisi ve onun dışında 399 anahtarı var. İsteyenler dairelerini işletmek üzere Hilton’a veriyor. Dolayısıyla o koyduğunuz yatırımı 5-6 yıl gibi kısa bir sürede geri alabiliyorsunuz. Projenin yavaş gitmesinin nedeni orada bürokrasinin yavaş işlemesi. Bir de tabii araya pandemi girdi.  

– Miami Türkiye’de ikinci ev için oldukça popüler bir yer. Türkler var mı projeden ev alanlar arasında?

Projenin yüzde 30’unu sattık. Geri kalanını da bilinçli olarak tutuyoruz. Çünkü fiyatlar her yıl artıyor. O yüzde 30’da Türkler var tabii ama onlar da yakın arkadaşlarımız. Pandemide Miami’nin popülaritesiyle birlikte fiyatları da ciddi anlamda arttı. Çünkü Amerika’nın birçok yerinde restoranlar kapalıyken Miami hiç kapanmadı. Adeta bir çekim merkezi oldu.

GRUBUN BÜTÜN ENERJİ İHTİYACI GÜNEŞTEN

– Yeni sektörler var mı?

B.O.: Güneş enerjisine giriyoruz. Geçen yıl üniversiteye 3 megavatlık bir güneş enerjisi santralı kurduk. Şimdi yeni bir 20 megavatlık santral daha kuruyoruz. Bu yeni santral üniversitenin hastanelerin hepsinin ihtiyacını karşılayacak kapasitede. Kalan 10 megavatı da satacağız. O da üniversiteye bir kaynak olacak. Marco Polo’ya da güneş paneli kuruyoruz. Totalde güneş enerjisine yaptığımız yatırım 25 milyon doları, grubun toplam yatırımı ise 150 milyon doları bulacak. Bir ortamı görelim, seçim sonucuna bakalım diyenler var. Biz beklemiyoruz, ülkemize inanıyoruz.

GENÇLER EN ÇOK AŞÇI VE PİLOT OLMAK İSTİYOR

– Okan Üniversitesi diğer okullardan nasıl ayrışıyor? En çok hangi bölümlere talep var

I.O.: Sloganımız iş dünyasına en yakın üniversite. Mezunların yüzde 80’i işe girebiliyor. Hemen kendi işini kuran da çok var. Bunun için bir de girişimcilik dersimiz var. Bir de diğer üniversitelerde olmayan mutlu hayat dersimiz var. Bizde öğrenciler mutlaka bir hobi ediniyor. Tenis öğreniyor, Latin dansı öğreniyor… Ayrıca öğrencilerin İngilizce’nin yanında Çince, Rusça, Arapça dillerini ikinci dil öğrenme imkânları var. En favori bölümler ise gastronomi ve pilotaj.

– Yabancı öğrenciler de var değil mi?

I.O.: Şu anda 20 bin öğrencimiz var. Bunların 3500’e yakını dünyanın 86 ülkesinden gelen yabancı öğrenciler. Yabancı öğrenciler için Türkiye’de hem yaşam hem eğitim çok uygun.

B.O.: Avrupa’da yıllık maliyet 50-60 bin dolara çıkarken, bizde 20 bin dolar civarında kalıyor. Yani 3’te bir fiyatına. Yabancı öğrenciler için Türkiye ciddi bir çekim merkezi haline geldi. İstanbul zaten başlı başına bir marka ve öğrenciler üniversite hayatını burada yaşamak istiyor. Bunun tek sebebi ekonomik olması değil, eğitim kalitesi de oldukça yüksek. Ayrıca İstanbul’da görülecek çok yer, yapılacak çok şey var.

– Hastaneler konusunda da aynı şey geçerli mi, fiyatlar ucuz mu dünyaya göre?

B.O.: Türkiye sağlık hizmetleri konusunda Avrupa’ya ve Amerika’ya göre hem çok iyi hem de çok ucuz. Avrupa’ya göre fiyatlar 5’te 1 düzeyinde. Şu anda bizde yabancı hasta oranı yüzde 10 civarında, bu oranı yüzde 25’lere çıkarmayı planlıyoruz. 

PİYANO VE TENİS

8.5 ve 5 yaşlarında bir oğlum bir kızım var. Günüm onların okul telaşıyla başlıyor. Sonrası da çok dinamik geçiyor. 

– BAZI günler hastaneye, bazı günler üniversiteye geliyorum.

– 15 yıldır düzenli olarak pilates yapıyorum. Haftada 2 gün dersim var. Bir de mümkün olduğunca evimizin önündeki sahil yolunda yürüyüşlere çıkıyorum.

– SON yıllarda çok vakit ayıramasam da piyano çalmayı ve tenis oynamayı severim.

– AİLECE seyahat etmeyi çok severiz.Çocuklar değişik kültürleri tanısınlar istiyoruz. En son Barselona’ya gittik. 

2 YILA EMEKLİYİM, HANIMI ALIP DÜNYAYI GEZECEĞİM

– ŞU AN 73 yaşındayım, 2 yıl sonra üniversiteyi Işıl Hanım’a bırakıyorum. Diğer iki çocuğum da biri inşaatı, biri hastaneleri yönetecekler. Ben de gezeceğim. Hanımı alacağım, Miami’ye gideceğiz, Brezilya’ya gideceğiz.

– HER sabah altıda kalkıyorum, sahilde yürüyorum. Bu sabah tam 10 kilometre yürümüşüm.

– İYİ tavla oynarım. Tenis ve kayakta da iyiyim. Ama kalbime stant takıldıktan sonra doktorlar bu sporları yasakladı.

– TEKNEYİ severim. Çok güzel bir teknemiz var. Belirli zamanlarda ailece tekne turuna çıkarız.

IŞIL OKAN GÜLEN KİMDİR?

İstanbul Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Yardımcısı Işıl Okan Gülen 1981’de Gaziantep’te doğdu. İstanbul Saint-Joseph Fransız Lisesi’nden sonra Paris Sorbonne Üniversitesi’nde İşletme-İnsan Kaynakları lisansı, Florida International Üniversitesi’nde Uluslararası İşletme yüksek lisansı (MBA) yaptı. Marmara Üniversitesi’nde Yönetim Organizasyon alanında doktorasına devam ediyor. Kariyerini 16 yıldır eğitim sektöründe sürdüren Işıl Okan Gülen, aynı zamanda TİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve TÜSİAD üyesi.

BEKİR OKAN KİMDİR?

Bekir Okan, 1950 yılında dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Nizip’te tamamladı. Lisede Gaziantep Yatılı Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu. 1971’te Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Bölümü’nü bitirdi. Henüz 21 yaşındayken 1971 yılında Gaziantep’in ilk üniversiteye hazırlık dershanesini kuran Okan sanayiciliğe ise Beslen marka fabrikası ile adım attı. 1980 yılında şirket merkezini İstanbul’a taşıdı. 1986 yılında Marco Polo Tatil Köyü ile Türkiye’yi “Her şey dahil” sistemi ile tanıştıran Okan, SSCB’nin dağılmasının ardından Orta Asya’daki Türk cumhuriyetlerinde yatırımlara başladı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*